<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Portfolio Category &#8211; Yelken Psikoloji</title>
	<atom:link href="https://yelkenpsikoloji.com/portfolios/sample-portfolio-category/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://yelkenpsikoloji.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 08 Sep 2014 11:24:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.8</generator>

<image>
	<url>https://yelkenpsikoloji.com/site/wp-content/uploads/cropped-Screenshot_2-32x32.png</url>
	<title>Portfolio Category &#8211; Yelken Psikoloji</title>
	<link>https://yelkenpsikoloji.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Korkular ve Fobiler</title>
		<link>https://yelkenpsikoloji.com/portfolio/genel-hatlariyla-yaygin-fobiler/</link>
					<comments>https://yelkenpsikoloji.com/portfolio/genel-hatlariyla-yaygin-fobiler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yelken]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2014 13:52:59 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">http://yelkenpsikoloji.com/site/?post_type=portfolio&#038;p=1790</guid>

					<description><![CDATA[Korku duygusu temel duygulardandır. Aslında çok da işlevseldir, çünkü korku duygusu sizi harekete geçirir veya “kokulan şey” ile savaşabilmeyi ya da ondan etkili bir biçimde uzaklaşabilmeyi sağlar. Fakat bazen bu işlevsel duygu insanların hayatını zorlaştıracak şekilde gerçek dışı bir hal almaya başlar. İşte bu durumda korku artık “fobi” halini almaya başlamıştır. Fobi, kişilerin günlük yaşantılarını [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Korku duygusu temel duygulardandır. Aslında çok da işlevseldir, çünkü korku duygusu sizi harekete geçirir veya “kokulan şey” ile savaşabilmeyi ya da ondan etkili bir biçimde uzaklaşabilmeyi sağlar. Fakat bazen bu işlevsel duygu insanların hayatını zorlaştıracak şekilde gerçek dışı bir hal almaya başlar. İşte bu durumda korku artık “fobi” halini almaya başlamıştır. Fobi, kişilerin günlük yaşantılarını ve hayat kalitelerini önemli derecede etkilemektedir. Örneğin köpek fobisi olan birisi ilk önce bir köpek gördüğü zaman ondan uzaklaşmaya başlarken, zaman ilerledikçe artık “ya bir köpekle karşılaşırsam” kaygısıyla evden dışarı dahi çıkamaz hale bile gelebilir. Bu durumda artık kişinin hayatını “fobi” nin yönettiğini söylemek yanlış olmaz. Bazen bu fobiler belirgin bir nesneye karşı olabilirken bazen bu gerçekdışı korku hali hayatın geneline yayılmış hale gelebilir. Örneğin kişi “ya arabalar yoldan çıkar ve bana çarparsa?”, “ya evdeki tüp patlarsa?”, “ya mutfak dolapları üzerimize düşerse?”, “ya bu apartman şimdi yıkılıverirse?”…vs gibi sadece bir konuda sınıflandıramayacağımız şekilde türlü fobik durumlar ile karşılaşır. Kişi fobi ile mücadele ettikçe kendini daha da çıkmazda ve sıkışmış hisseder ve hayat kalitesi işlevselliği ile birlikte önemli bir düşüş gösterir. Böyle bir durumda bir psikoterapi desteği almak ve deyim yerindeyse fobileri “söndürürken” bunun temellerine ulaşıp kişiyi anlamak en doğru yaklaşım olacaktır. Fobiyi, aslında diğer tüm psikolojik sorunlarda olduğu gibi, esas nedenlerini ulaşmadan sadece ilaç gibi geçici yöntemlerle yok etmeye çalışmak, kişinin benzer psikolojik sıkıntıları hayatının farklı alanlarda yaşamasına neden olacaktır. Bu konuda şöyle bir benzetme yapabiliriz, bir kişi durmadan yüksek ateşle rahatsızlanıyorsa, kişinin sadece ateşini düşürmek yeterli olmayacaktır. Bu yüksek ateşe neden olan temel problem çözülmediği sürece vücut farklı semptomlarla “bir yerlerde bir sorun var, beni tedavi edin” çağrısı yapmaya devam edecektir. Esas sorun çözülmedikçe de zaman içinde daha da ileri bir hal almaya başlayacaktır. Dolayısıyla kişilerin en erken bir zamanda bir profesyonelden destek almaları en doğru adım olacaktır.</p>
<p><strong>Dr. Klinik Psikolog Nurten Özüorçun Küçükertan</strong></p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://yelkenpsikoloji.com/portfolio/genel-hatlariyla-yaygin-fobiler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yoksa ben de mi takıntılıyım?</title>
		<link>https://yelkenpsikoloji.com/portfolio/uyku-terapisi-depresyon-tedavisinde-etkili-mi/</link>
					<comments>https://yelkenpsikoloji.com/portfolio/uyku-terapisi-depresyon-tedavisinde-etkili-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yelken]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2014 13:58:04 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">http://yelkenpsikoloji.com/site/?post_type=portfolio&#038;p=1794</guid>

					<description><![CDATA[Günlük kullanımdaki haliyle “takıntı”, psikiyatri dilinde en yaygın haliyle “saplantı” veya “obsesyon”. Takıntı nedir? Genel hatlarıyla söyleyecek olursak, kişinin saçma olduğunu düşündüğü halde kafasından atamadığı düşüncelere denir. Kişi bu düşüncelerden uzaklaşmak istedikçe bu düşüncelerin içine daha da saplanır ve çözüm olarak genellikle el yıkama, belirli sayılarda tahtaya vurma, eşya sayma, çizgilere basmadan yürümeye çalışma gibi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günlük kullanımdaki haliyle “takıntı”, psikiyatri dilinde en yaygın haliyle “saplantı” veya “obsesyon”. Takıntı nedir? Genel hatlarıyla söyleyecek olursak, kişinin saçma olduğunu düşündüğü halde kafasından atamadığı düşüncelere denir. Kişi bu düşüncelerden uzaklaşmak istedikçe bu düşüncelerin içine daha da saplanır ve çözüm olarak genellikle el yıkama, belirli sayılarda tahtaya vurma, eşya sayma, çizgilere basmadan yürümeye çalışma gibi türlü yöntemler geliştirmeye başlar. Fakat bu durum gittikçe kişinin hayatını daha da zorlaştırır. Artmış durumlarda kişi sosyal ortamlara çıkamamaya başlarlar. Bazen aşırı temiz ve düzenli olma çabaları tüm enerjilerini tüketir. Veya defalarca kontrol etme istekleri yüzünden hiçbir yere vaktinde gidemez, defalarca yarı yoldan geri dönmek zorunda kalırlar. Fakat bu durum temkinli ve sorumluluk sahibi olma hali ile sıkça karıştırılır. Bazı kişiler kişilik özelliği olarak kendilerini ve sevdiklerini güvende hissetmeyi severler. Bunun için evin kapısının kilitli olduğundan ocağın kapalı olduğundan, ütünün fişinin çekilmiş olduğundan emin olmak onları rahatlatır. Kişilik özelliklerinin neden öyle geliştiğini anlamak elbette insanı geliştirecektir. Fakat bu durumun takıntısı olan kişilerde çok daha uç bir hal aldığını vurgulamak gerekir. Kişi yapmak istememesine rağmen istenmeyen düşünceyi kovabilmek için saçma olduğunu bildiği hareketleri yapmaya zorunlu hisseder. Bu durum kişilerin hayatını zorlaştırdığı gibi yakınlarını da bunaltır. Kültürel olarak birçok kişi bu rahatsızlıktan muzdarip olmasına rağmen bu ciddi durum “titizlik”, “aşırı temizlik”, “çok temkinli olma” gibi ifadelerle azımsanır hatta zaman zaman kişinin temizlikle olan “zorunlu bağı” teşvik bile edilir. Oysa ki yukarıda anlatılan durumlar psikolojik bir rahatsızlığın göstergeleridir ve psikolojik tedavi gerektirir. Kişi psikoterapiye ne kadar geç başvurursa, bu durumu çözümlemek o denli uzun süre alacaktır. Bu nedenle semptomlar artmadan bir profesyonelden destek almak en doğru yaklaşım olacaktır. Fakat unutulmamalıdır ki psikoterapi sürecinde kişinin yakınlarının da desteği önemlidir. Kişinin bu semptomları neden geliştirmeye ihtiyaç duyduğunu anlamak ve ona anlayış göstermek en güzel yardım olacaktır.</p>
<p><strong>Dr. Klinik Psikolog Nurten Özüorçun Küçükertan</strong></p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://yelkenpsikoloji.com/portfolio/uyku-terapisi-depresyon-tedavisinde-etkili-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Herkesin dilindeki psikolojik sorun: DEPRESYON</title>
		<link>https://yelkenpsikoloji.com/portfolio/sicak-hava-panik-atak-ve-depresyonu-tetikliyor/</link>
					<comments>https://yelkenpsikoloji.com/portfolio/sicak-hava-panik-atak-ve-depresyonu-tetikliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yelken]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2014 13:48:56 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">http://yelkenpsikoloji.com/site/?post_type=portfolio&#038;p=1788</guid>

					<description><![CDATA[“Depresyona girdim”, “depresyondayım”, “beni depresyona soktun” gibi cümleler artık hayatımızda sıklıkla karşılaştığımız cümleler halini aldı. Peki nedir bu depresyon? Depresyona girmek ve depresyondan çıkmak bu kadar kolay mıdır? Depresyon psikiyatrik bir rahatsızlıktır.  Diğer bir ifade ile psikolojik çökkünlük de denir. Depresyon, birey için önemli olan bir kayıp olgusuna bağlı olarak gelişen psikolojik/psikiyatrik bir durumdur. Bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Depresyona girdim”, “depresyondayım”, “beni depresyona soktun” gibi cümleler artık hayatımızda sıklıkla karşılaştığımız cümleler halini aldı. Peki nedir bu depresyon? Depresyona girmek ve depresyondan çıkmak bu kadar kolay mıdır? Depresyon psikiyatrik bir rahatsızlıktır.  Diğer bir ifade ile psikolojik çökkünlük de denir. Depresyon, birey için önemli olan bir kayıp olgusuna bağlı olarak gelişen psikolojik/psikiyatrik bir durumdur. Bu kayıp olgusu, gerçek bir değerin kaybı ile ortaya çıkabildiği gibi (örneğin sevilen birinin ölümü, iflas…vs) düşünülen/arzulanan bir değerin kaybına bağlı olarak da gelişebilir (örneğin birinin ideallerinin yok olması, gelecek hayallerinin yıkılması/kaybolması…vs gibi). Kişi kendisi için önemli olan bu değerin kaybı ile artık birşeylerin “asla eskisi gibi olamayacağına” inanır ve büyük bir eksiklik yaşar. Bu kayıpla beraber nerede yanlış yaptığını, hatasının ne olduğunu, dahil olan diğer kişilerin olaydaki paylarını…vs sorgulamakla büyük bir enerji harcar. Suçluluk ve yetersizlik duyguları kişinin hayatını kavrar. Kişi daha önceden zevk aldığı aktivitelerden artık zevk alamaz olur, kendi dünyasına çekilir, diğerleriyle ilişkisini neredeyse koparır, uyku düzeni bozulur, yeme problemleri yaşar (iştahsızlık veya daha çok yeme), tahammül seviyesi düşük olur, her şey anlamsız gelmeye başlar…vs. Artık büyük ve yoğun bir umutsuzluk, mutsuzluk ve üzüntü hayatını sarar.</p>
<p>Peki kendini üzüntü ve mutsuzluk her zaman depresyonun göstergesi midir?</p>
<p>Elbette ki hayır. Üzüntü de, suçluluk da, mutsuzluk da, umutsuzluk da ve diğer sayılan tüm duygular da doğal olarak hepimizin zaman zaman yaşayabileceği doğal duygulardır. Bazı günler kendimizi oldukça keyifsiz ve mutsuz hissedebiliriz, bu da gayet doğaldır. Fakat eğer bu belirtiler 2 haftadan fazla süredir devam ediyorsa ve kişinin işlevselliğini bozup hayat kalitesini düşürüyorsa işte o zaman depresyondan bahsedebiliriz. Depresyon her ne kadar yaygınlıkla kullanılan bir terim halini aldıysa ve sıradan bir durummuş gibi görülse de aslında ciddi bir rahatsızlıktır ve tedavi gerektirir. Hatta ileri durumlarında kişiyi intihara kadar götürebilir. Bu nedenle depresyonun diğer doğal üzüntü hallerinden ayrıştırılarak belirlenmesi ve tedavi edilmesi önemlidir.</p>
<p><strong>Dr. Klinik Psikolog Nurten Özüorçun Küçükertan</strong></p>
<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://yelkenpsikoloji.com/portfolio/sicak-hava-panik-atak-ve-depresyonu-tetikliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gizlenmiş özgüven sorunu: AŞIRI ÖZGÜVEN</title>
		<link>https://yelkenpsikoloji.com/portfolio/asiri-ozguven-ozguvensizligin-gostergesi-olabilir/</link>
					<comments>https://yelkenpsikoloji.com/portfolio/asiri-ozguven-ozguvensizligin-gostergesi-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yelken]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2014 13:55:23 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">http://yelkenpsikoloji.com/site/?post_type=portfolio&#038;p=1792</guid>

					<description><![CDATA[Yüksek özgüven sıklıkla kişilerin ulaşmayı arzuladıkları birşeydir. Hemen herkes yüksek bir özgüvene sahip olmayı hayal eder. Peki acaba aşırı özgüven de bir sorunun göstergesi olabilir mi? Özgüven kişinin kendine güvenmesi anlamına gelir. Kişinin kendi ayakları üzerinde durabileceğine, gerçek bir sebep olmadığı sürece başarılı olabileceğine, sorunları uygun şekilde ele alıp çözümleyebileceğine, genel olarak söyleyecek olursak da [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="news_content" class="text_content" style="color: #4d4e53;">
<p>Yüksek özgüven sıklıkla kişilerin ulaşmayı arzuladıkları birşeydir. Hemen herkes yüksek bir özgüvene sahip olmayı hayal eder. Peki acaba aşırı özgüven de bir sorunun göstergesi olabilir mi? Özgüven kişinin kendine güvenmesi anlamına gelir. Kişinin kendi ayakları üzerinde durabileceğine, gerçek bir sebep olmadığı sürece başarılı olabileceğine, sorunları uygun şekilde ele alıp çözümleyebileceğine, genel olarak söyleyecek olursak da en az diğerleri kadar becerili ve başarılı olabileceğine inanması durumudur.  Özgüveni yerinde olan kişiler kendilerinden derin bir şüphe duymazlar, kendilerini sorgulasalar da kendilerinden emindirler. Hatalarını rahatlıkla görüp kendilerini yoğun bir suçluluğa boğmadan hatalarını düzeltmeye girişirler. Bu hemen herkesin isteyeceği bir durumdur. Bu nedenle neredeyse herkes özgüvenini geliştirme arzu ve çabasındadır. Fakat bazen özgüveni düşük kişiler kendime olan güvenimi geliştireyim derken bunu çok da gerçekçi olmayan bir biçimde yapabiliyorlar ve sonuç olarak deyim yerindeyse özgüvenlerini geliştirmek yerine şişirebiliyorlar. İşte bu aşırı özgüvenli olma durumu aslında tam geliştirilememiş bir özgüvensizliğin işaretidir.</p>
<p>Peki bunu nasıl ayırt ederiz?</p>
<p>Aşırı özgüveni olan kişiler sürekli olarak gizli bir kıyas halindedirler. Kimseyi kendilerine “rakip” görmeyerek aslında herkesin onlar için nasıl birer “rakip” olduğunu ve bu rakipleri nasıl alt edeceklerini kurgulamakla fazla enerji harcarlar. Kendilerini “diğerlerinden üstün” görme eğilimleri vardır. Hatalarını kolay kolay kabul etmezler, eğer hataları çok belirginse genellikle dışsal sebepler bulurlar. Böyle birisine hatasını göstermeye çalışırsanız size öfkelenebilir çünkü hatasını görmek dahi istemeyecektir. Kendi içlerinde ise yoğun bir suçluluk duygusu ile bu “ben böyle bir hatayı nasıl yaptım!” deyim yerindeyse kendilerini yiyip bitirirler. Hata yapma konusunda kendilerine karşı oldukça acımasızdırlar. Oysa herkes hata yapabilir. Hata yapan ve vicdani sorumluluğu olan herkes kendimi suçlu ve kötü hisseder ama kendine bir hata payı da bırakır, çünkü kusursuz olamayacağının bilincindedir.</p>
<p>O zaman “aşırı özgüven” bir psikolojik sorun mudur?</p>
<p>Kişinin hayat kalitesini düşüren ve işlevselliğini bozan herşeyin bir sorun olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Kişi eğer büyük bir enerjisini bişeylerle savaşmaya harcıyorsa ve bu boşuna bir uğraşsa işte o zaman bu bir sorundur. Tıpkı damarlarımız gibi. Eğer kan vücudunuzdaki damarlarda dengeli bir şekilde dolaşmıyorsa ve sadece bir damarda toplanmaya başlamışsa bu bir sorundur. Böyle bir durumda kişinin altta yatan özgüven eksikliğini tespit edebilmek ve yeterli bilgi, beceri ve kabiliyeti olmasına rağmen neden kendini diğerlerinden daha “yetersiz” gördüğünü anlamak gerekir. Bunun için alınacak psikoterapi desteği kişiye oldukça fayda sağlayacaktır.</p>
<p><strong>Dr. Klinik Psikolog Nurten Özüorçun Küçükertan</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
</div>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://yelkenpsikoloji.com/portfolio/asiri-ozguven-ozguvensizligin-gostergesi-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öfkemle nasıl başa çıkabilirim?</title>
		<link>https://yelkenpsikoloji.com/portfolio/ofke-yalnizlik-uzuntu-ve-kaygi/</link>
					<comments>https://yelkenpsikoloji.com/portfolio/ofke-yalnizlik-uzuntu-ve-kaygi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yelken]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2014 13:49:44 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">http://yelkenpsikoloji.com/site/?post_type=portfolio&#038;p=1789</guid>

					<description><![CDATA[Öfke herkesin bildiği fakat nedense birçok kişinin sevmediği ve istemediği doğal bir duygudur. Öfke aslında işlevsel bir duygudur, çünkü sizin kendinizi ve sevdiklerinizi koruyabilmenizi sağlar. İlla ki fiziksel olması gerekmez, sözel olarak da kendinizi korumanıza yardım eden duygudur. Öfkelendiğimiz zaman vücudumuz uyarılır ve savunma pozisyonuna geçeriz. Böylelikle bedenimizi, etrafımızdakileri veya benliğimizi savunabiliriz. Fakat öfke bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Öfke herkesin bildiği fakat nedense birçok kişinin sevmediği ve istemediği doğal bir duygudur. Öfke aslında işlevsel bir duygudur, çünkü sizin kendinizi ve sevdiklerinizi koruyabilmenizi sağlar. İlla ki fiziksel olması gerekmez, sözel olarak da kendinizi korumanıza yardım eden duygudur. Öfkelendiğimiz zaman vücudumuz uyarılır ve savunma pozisyonuna geçeriz. Böylelikle bedenimizi, etrafımızdakileri veya benliğimizi savunabiliriz. Fakat öfke bir bakıma “ateşe” benzer. Elde tutulması ve yönetmesi zordur. Kısa sürede kontrolden çıkabilir ve o zaman yıkıcı olabilir. Belki de öfkenin sevilmeyen bir duygu oluşunun sebebi budur. Peki ne yapmak gerekir? Öfkeyi hayatımızdan çıkarmalı mıyız? Elbette ki hayır. Yukarıda da anlattım gibi öfke aslında işlevsel bir duygudur. Diğer tüm duygular gibi bizim bir parçamızdır. Zaten bu nedenle öfkeyi hayatımızdan çıkarmaya çalışsak da başarılı olamayız, sadece öfkemizi baskılarız. İşte o zaman öfke daha da büyür, alevlenir ve yakıcı olur. Hiç beklenmedik zamanlarda bir anda ortalığı yakar geçer. Yani deyim yerindeyse eğer öfkemizi gerektiği gibi yaşamaz ve baskılamaya çalışırsak, öfkemiz daha da öfkelenir.</p>
<p>Peki öfkemizi uygun bir şekilde nasıl yaşar ve yönetiriz?</p>
<p>İlk önce öfkenin de diğer tüm duygular gibi bizim bir duygumuz olduğunu özümsemek gerekir. Her duygumuzun bizim bir çocuğumuz olduğunu düşünürsek, hiçbir duygumuza ayrımcılık yapmamalıyız. Bu ister öfke olsun ister başka duygu, deyim yerindeyse çocuklarımızı karanlık odalara koyup üzerlerine kapıları kilitlemeyeceğimiz gibi, duygularımızı da benzer şekilde kabullenmeliyiz. Elbette ki bu kabul kimi zaman çok zordur ve bir profesyonel desteğine ihtiyaç duyabiliriz. Ama en pratik haliyle öfkemizi oluşmaya başladığı anda anlık bir mola vererek yakalamaya ve anlamaya çalışmak bize yardımcı olacaktır. Bunun için derin nefes uygulamaları oldukça işe yarar. Böylelikle kime, neye, neden öfkelendiğimizi daha rahat tespit edebiliriz. Bunun peşine, öfkeyi hem baskılamadan hem de alevlenmesini beklemeden sözel olarak uygun bir biçimde kendimizi ifade edebiliriz. Sözel ifade ile doğru kaynağa uygun bir biçimde yönlendirilen öfke dinecektir. Sözel olarak ifade edilen öfkenin sakinleşmesi kişiye zamanla öfkeyi iyi yönetebildiği konusunda bir özgüven kazandıracaktır ve kişi rahatlarken becerileri de gelişecektir.</p>
<p>Ne zaman öfkemle ilgili profesyonel bir destek almalıyım?</p>
<p>Eğer öfkenizi ne yaparsanız yapın uygun şekilde yönetemiyorsanız, öfkeniz gittikçe artıyorsa, kendinize ve başkalarına fiziksel veya psikolojik zararlar veriyorsanız, öfkelendiğiniz zaman kendinizi kontrol edemiyorsanız veya başkalarına hiç öfkelenemiyor, kendinizi durmadan baskılıyorsanız muhakkak bir profesyonelden destek almanız gerekir. Buna ek olarak siz öyle olduğunu düşünmüyorsanız bile, eğer etrafınızdaki güvenilir kaynaklardan çok öfkeli biri olduğunuzu duymaya başladıysanız, öfkenizin nedenleri anlamak size çok yardımcı olacaktır.</p>
<p><strong>Dr. Klinik Psikolog Nurten Özüorçun Küçükertan</strong></p>
<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://yelkenpsikoloji.com/portfolio/ofke-yalnizlik-uzuntu-ve-kaygi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
